|
KİŞİLİK BOZUKLUKLARI:
Kişilik, insanın alışkanlığa dönüşmüş, yapısına
oturmuş, sürekliliği olan davranışların tümüne
verilen isimdir. Diğer insanlar ve kendisi hakkında
geliştirdiği inançlar, düşünceler, dünyayı nasıl
algıladığı, çevresine ve kendisine yönelik bakış
açısı, alışkanlıkları, duyguları ve davranışları
bireyin kişiliğini oluşturur.
Birey çevresindeki olaylara yada yaşam koşullarına
sağlıklı tepkiler veremediği zaman kişilik
bozuklukları ortaya çıkar. Bu tür rahatsızlıklar
genelde bireyin davranışlarında, duygularında,
düşünme şeklinde ve ilişkilerinde gözlemlenebilir.
Sorunlar değişik şekillerde ortaya çıkabilir,
örneğin kişi özel ilişkilerini devam ettirmekte
sürekli sorun yaşıyorsa, bir işte tutunamıyorsa yada
kariyerini geliştirmekte zorluk yaşıyorsa kişilik
problemleri olma ihtimaline bakmak gerekir.
Çoğunlukla kişilik bozukluğundan kaynaklanan
sorunlar ergenlik çağının sonunda ve yetişkinliğin
başlarında aşırı stres ve zorlanma ile başlar. Kişi
sonraki yaşamında bu sorunları sürekli ve uzun
vadeli olarak yaşar.
Kişilik bozukluğunu belirleyen semptomlar normal
karakter özelliklerinin biraz daha abartılı şekilde
yaşanması olduğundan bu hastalıkları teşhis etmek
her zaman kolay değildir. Çoğu kez diğer psikiyatrik
hastalıklar ve duygusal bozukluklara karışır ve
teşhis konulmasını daha da zorlaştırır. Genelde
suçluların, alkoliklerin, uyuşturucu kullanıcıların
yüzde 70’inde bu rahatsızlık mevcuttur. Kişilik
problemi olan insanların suç işleme, intihar etme,
kaza geçirme ve hastanelerin aciline gitme
ihtimalleri normal insanlardan daha yüksektir. En
yaygın kişilik bozuklukları: Histerionik, Antisosyal,
Borderline, Obsesif-kompulsif ve pasif-agresif
kişilik bozukluklarıdır.
Kişilik bozukluluklarının temelinde bu hastalığa
sahip olan insanların rahatsızlıklarını fark
etmemeleri yatar. Aksine kişi daha çok kendisini
koşulların kurbanı olarak görme eğilimindedir.
Herhangi bir kişilik bozukluğuna sahipseniz,
insanların sizi haksız yere suçladığını,
eleştirdiğini ve reddettiklerini düşünüyor olmanız
yüksek bir ihtimaldir. Daha önemlisi kendinizi
açıklanamayan bir şekilde tatmin olmamış, mutsuz,
huzursuz, doymamış hissedersiniz. Bütün bunları
yaşarken, normal bir insan olarak yaşamınızı
sürdürebildiğiniz için sizin ve çevrenizdekilerin
aklına profesyonel bir yardım alabileceğiniz ve
hayat kalitenizi yükseltebileceğiniz fikri gelmez.
KİŞİLİK BOZUKLUKLARINDA SIK GÖRÜLEN ORTAK
ÖZELLİKLER:
Benliğe yerleşmiş olan davranış örüntülerinin uyum
amacı ile esneklik göstermeden sürdürülmesi
Belli bir toplumun içinde uyumlu sayılabilmek için
geçerli ölçülerden sapması, topluma aykırı
davranışlar gösterebilmesi
Çocukluktan ya da ilk ergenlik çağından beri
süregelmesi
Toplum içinde, iş yaşamında belirgin bozulmaya yol
açması
Genellikle benimsenmiş olması ve değiştirilmek
istenmemesi; bazen de benlikçe benimsenmemiş olsa
dahi değiştirilememesi
Genel olarak çevre ile çatışma ve sürtüşmeye yol
açması; kendisini çevreye değil, çevreyi kendisine
uydurmaya çalışması
Kişinin bilişsel yetilerinde, temel duygulanım ve
düşünce yapısında belirgin bozukluk olmaması,
kişilik bozukluklarında sık görülen ortak
özelliklerdir.
KİŞİLİK BOZUKLUKLARININ SEBEPLERİ
Çocuklukta oluşan ve yerleşen mizaç unsurları,
Merkezi sinir sistemi bozuklukları,
Anne
ve babanın çocuk yetiştirirken sergiledikleri tutum,
Kültürel faktörler,
Fiziksel çevre,
Beyin hastalıkları,
Biyolojik faktörler,
Psikoanalitik faktörler ( Bilinçaltı faktörler )
KİŞİLİK BOZUKLUĞU
ÇEŞİTLERİ
Tespit edilmiş pek çok kişilik bozukluğu mevcuttur,
her birinin kendine özgü davranış şekilleri ve
belirtileri vardır. Pek çoğu 3 kategori altında
toplanabilir:
1.
Grup A: Garip yada aykırı davranışlar
2.
Grup B: Dramatik, duygusal yada
düzensiz tavırlar
3.
Grup C: Endişe yada korku dolu
tavırlar
Belirlenmiş pek çok kişilik bozukluğu olduğu için
burada sadece çok yaygın olanlar özetlenecektir.
Grup A:
1.
Şizoid Kişilik Bozukluğu
Şizoid kişiler içe dönük, toplumdan
soyutlanmış, yalnız, duygusal olarak soğuk ve
mesafeli kişilerdir.
Çoğunlukla kendi duygu ve düşünceleri
içine gömülürler ve başkaları ile yakınlaşmaktan
çekinirler.
Belirgin duygusal dalgalanma
göstermezler; sevinçleri, üzüntüleri, öfkeleri
dışardan belli olmaz.
2.
Paranoid Kişilik Bozukluğu
Genç erişkinlik döneminde başlayan ,başkalarının
davranışlarını kotu niyetli şeklinde yorumlayıp,
devamlı olarak güvensizlik ve kuşku duyma halidir.
Yeterli bir temele dayanmaksızın
başkalarının kendisini sömürdüğünden , aldattığından
ya da kendisine zarar verdiğinden kuşkulanır.
Dostlarının ya da is arkadaşlarının
kendisine olan bağlılığı ya da güvenilirliği üzerine
yersiz kuşkuları vardır.
Söylediklerinin kendisine karsı kotu
niyetle kullanılacağından yersiz yere korktuğundan
dolayı sır vermek istemez.
Sıradan sözlerden ya da olaylardan
aşağılandığı ya da gözdağı verildiği biçiminde
anlamlar çıkartır.
Devamlı kin tutar, haksızlıkları,
görmezden gelinmeyi ya da onur kırıcı davranışları
affetmez.
Başkalarınca hissedilmeyen ama
kendisince algılanan , karakterine ya da
saygınlığına saldırıldığı seklinde bir yargıya
vararak, öfke ya da karşı saldırı ile birden tepki
gösterir.
Haksiz yere, esinin ya da arkadaşının
sadakatsizliğiyle ilgili kuşkulara kapılır.
Bu kişiler iş arkadaşları veya dostlarının
güvenilirliği ya da kendilerine bağlılıkları
konusunda yersiz kuşkulara sahiptirler. Başkaları
ile paylaştıkları konuların kendilerine karsı
kullanılacağından korktuklarından dolayı
çevrelerindekilere güvenmeye ya da yakınlaşmaya
isteksizdirler. Kendilerine yöneltilen kişisel
soruları bu nedenle yanıtlamayı reddedebilirler.
Kendilerine yapılan iltifatları bile yanlış
yorumlayıp, zıt anlamda kabul edebilirler.
Kendilerine yapılan yardim önerilerini “yetersiz
görülme” olarak algılayıp,geri çevirirler.
Kıskançlık düşüncelerini destekleyen önemsiz
kanıtlar toplayabilirler.İhanete uğramamak için
yakın ilişkilerinde kontrolü ellerinde bulundurmak
isterler. Sürekli esinin yada arkadaşının nerede
olup, ne yaptığını izlemeye çalışır.
Şizotipal Kişilik Bozukluğu
Genç erişkinlik döneminde başlayan düşünsel ya da
algısal çarpıklıkların ve olağandışı davranışların
yani sıra yakın ilişkilerde aniden rahatsızlık
duyma, sıcak ilişkilere girme becerisinde azalmanın
olduğu sosyal ve kişiler arası yetersizlikler
durumudur.
Referans fikirleri(olayların ve bazı
durumların kendisi ile ilişkili olduğu,özel ve
olağandışı bir anlamının olduğu seklinde yanlış
yorumlar) .
Davranışlarını etkileyecek boyutta,
yetiştiği kültürel değerlerle uyumlu olmayan garip
inanışlar ya da büyüsel düşünce (örneğin gaipten
haber vermeye inanmak, falcılık ve medyumlarla
temas,ruh çağırma seanslarına katılmak,altıncı his,
telepati gibi)
Olağandışı algi yaşantıları
(illüzyonlar gibi)
Garip bir düşünüş biçimi ve konuşma
(konudan uzaklaşan, belirsiz, fazla ayrıntıcı gibi)
Kuşkuculuk, paranoid düşünceler
Yüz ifadelerinin kişinin içinde olduğu
duygusal durumunu yansıtamaması, bunun kısıtlı
olması ya da uygunsuz (duyguya zıt bir yüz ifadesi
gibi) olması
Acayip, alışılmadık ,kendine özgü
davranış ya da görünüm
Birinci derece akrabalar hariç yakın
dostların olmaması
Yakın ilişki ile de azalmayan aşırı
sosyal kaygı, paranoid korkular
Bu kişiler olaylar oluşmadan önce bunları
bilebileceklerini, özel yetenekleri olup,
başkalarının düşüncelerini okuyabileceklerini
düşünebilirler. Olayların gerisinde kimsenin
anlayamadığı özel manalar olduğunu düşünebilirler.
Başkalarına karsı büyüsel kontrol
uygulayabileceklerini düşünebilirler. Farklı
olağandışı algıları olabilir. Yanlarında görünmeyen
birinin varlığı, görüntü ve mırıldanmalar işitme,
bunu kullanarak medyumluk ve vantriloklukla para
kazanan kimseler vardır. Başkalarıyla sert, kısıtlı,
sosyal ilişki acısından uygunsuz bir tarzda iletişim
kurarlar. Başkaları ile sadece gerektiği anda
iletişime girerler. Birlikte geçirilen sure uzadıkça
başkalarından farklı olarak rahatlayacakları yerde
daha tedirgin ve kuşkucu olurlar. Uygun olmayan
şekilde giyinip, insanların dikkatini çekebilirler.
Grup B:
1.
Antisosyal Kişilik Bozukluğu
15 yasından beri suren başkalarının haklarını
saymayıp, diğerlerinin haklarına saldırı ile kendini
gösteren kişilik bozukluğudur.
Tutuklanmasına yol açacak
davranışlarda ısrar ile kendini gösteren yasalara
uygun ,sosyal davranışlara uyamama
Devamlı olarak yalan söyleme, farklı
takma adlar kullanma, zevk ya da kişisel çıkarı için
başkalarını aldatma gibi dürüst olmayan davranışlar
Aniden sonucunu düşünmeden yapılan
davranışlar,gelecek için planlar yapmama
Tekrarlayıcı kavga, dövüş ,saldırılar
ile birlikte öfkelilik hali
Kendisi, yakınları ya da başkasının
güvenliği ile ilgili umursamazlık hali
Bir isi yürütememe veya parasal
sorumluluklarını yerine getirmeme ile giden sürekli
bir soru suçluk durumu
Başkasına zarar vermiş, fena davranmış
birseller çalmış olmasına rağmen duruma ilgisiz
kalıp, kendini hakli göstermeye calisi k ve bundan
vicdan azabı duymamak.
Kişinin en az 18 yaşında olması ve 15 yaş öncesi
davranım bozukluğu belirtileri göstermeye başlamış
olması gerekmektedir.
Borderline
Kişilik Bozukluğu
Genç erişkinlik döneminde başlayan, kişilerle olan
ilişkilerde, kendilik algısında ve duygulanımda
tutarsızlıklar ve ani dürtüsel davranışlarla
karakterize bir durumdur.
Gerçek ya da varsayılabilecek, olası
bir terk edilmeyi önlemek için çılgınca çaba
harcamak.
Karsısındakileri aşırı büyütüp,
göklere çıkarma ve aşırı değersizleştirip, gözden
düşürerek, yerin dibine sokma gibi başkalarına aşırı
değer-değersizlik verme ile giden tutarsız ilişkiler
Kimlik karmaşası denilen kendini
algılayışında, arkadaşlık, cinsel durum ya da önem
verilen kültürel- ahlaki değer anlayışında
değişkenlikler
Kendine zarar verme olasılığı fazla
olan, 2 ya da daha çok durumda sonunu düşünmeden,
aniden yapılan eylemler (aniden çok para harcama,
madde kullanımı, hızlı ve tehlikeli araç kullanma,
birden aşırı yemek yeme, önceden düşünülmeyen
uygunsuz cinsel davranışlar)
Tekrarlayan bir şekilde intihar
girişimleri, intihar tehditleri, kendi kendine zarar
verme (bıçak, jilet vs. ile kendi cildini kesme,
sigara ile yakma, kafasını, yumruğunu sert yerlere
vurma gibi)
Duygu durumunda aşırı tepkililiğe
bağlı olarak sürekli duygusal değişkenlik hali
(saatler içinde değişen surelerde birbirini izleyen
öfkelilik, üzüntü, kaygı, sevinç dönemleri)
Kişinin kendisini sürekli olarak
boşlukta hissetmesi.
Öfkeye hakim olamama (kavga etme,
yüksek sesle hakaret, çiğlik atma eşya kırma gibi).
Stresle ilişkili gelip geçici kendine
kötülük yapılacağı düşünceleri
Narsistik Kişilik Bozukluğu
Erişkinliğin erken
dönemleri de başlayan, üstünlük hisleri, beğenilme
ihtiyacı ve kendini başkasının yerine koyamayıp,
insanlara uygun yaklaşımlarda bulunamama ile
seyreden bir rahatsızlıktır.
Kendisinin
başkalarından çok daha önemli olduğu duygusu
içindedir. ( gösterdiği başarıları , sahip olduğu
becerilerini çok daha olağanüstü olarak görüp,
yeterli bir temeli olmamasına karsın çok değerli ve
yüksek bir şahsiyet olarak bilinmeyi bekler.)
Düşünceleri, hayalleri büyük bir güç, engin bir
deha, kusursuz bir güzellik ve mükemmel , sonsuz
sevgi üzerinedir.
Özel,
benzeri olmayan biri olup, kendisini ancak çok zeki
ve ustun nitelikli kişilerin anlayabileceğini
düşünür ve sadece bu kişilerle ilişki kurup,
dostlarını bu kişilerden seçmeyi düşünür.
Çevresindekiler tarafından çok beğenilmeyi bekler.
Hak ettiği
duygusu içindedir. Sahsına özel, başvuran diğer
kişilerden farklı bir tedavi uygulanacağı
düşünceleri ve davranışları içindedir.
Diğer
insanlarla karşılıklı ilişkilerinde bencilce, çıkar
düşünerek hareket eder. Başkalarının zaaflarından
yararlanıp, hedeflerine ulaşmayı gözetir.
Kendini
diğer kişilerin yerine koyup, onların hissettikleri,
düşündükleri ya da ihtiyaçları konularını anlamaya
ve bunlara saygı duymaya isteksizdir.
Genellikle
başkalarının başarıları, yaptıkları, değerleri ve
onların genel olarak varlıklarını kıskanabilirler.
Diğerlerinin de kendilerini kıskandığını düşünürler.
Kendini
beğenmiş, ukala ve küstahça tutumlar içine girerler.
Kendilerinin çok önemli,
vazgeçilemez oldukları seklinde bir düşünce
içerikleri vardır. Halk arasında "Büyük dağları ben
yarattım" denen tavırlar içindedirler, gösterişçi ve
kendini metheden konuşma ve davranışlar
içindedirler. Bunların karşılığında bekledikleri
ilgi, övgü, hayranlık ifadeleri ile
karsılaşmadıklarında hayrete düşüp, hayal kırıklığı
ve mutsuzluk dönemleri yasayabilirler. Başkalarının
da kendi başarılarındaki katkısını göz ardı edip,
onları hesaba katmazlar. Otorite ya da üst düzey
kişilerle ilesin kurmak için çabalayıp, bağlantı
kurdukları bu kişilere abartılı nitelikler
atfederler. Bu şekilde kendilerini de bu kişilerden
varsayarlar. Daima bir kurumun en yetkilisi (
başhekim, profesör, mudur, komutan, işveren vs.)
gibi en yetkili ile iletişime geçip, diğerlerinin
fikirlerine aldırmazlar.
Devamlı olarak birselde
ne kadar iyi oldukları, oradakilerin kendilerini
nasıl el üstünde tutup, değer verdiği, sevgi ve
saygıyla karşılandığı üzerinde düşünürler.
Çevrelerinden sürekli övgü, alkış beklerler. Sıra
beklemek, izin istemek, yol vermek onların
sözlüğünde olmayan kavramlardır. Çünkü kendilerine
göre daima bir öncelikleri olduğu düşüncesi
içindedirler. Başkalarından bu konularda destek ve
yardım göremediklerinde öfkelenirler. Başkalarını
kendi isleri ve keyfi için köle gibi kullanabilir,
yakın çevrelerini üst düzey ya da kendilerini
pohpohlayacak kişilerden seçerler (en güzel ,en
tanınmış kişiyle görünmek, arkadaşlık etmek, bu
amaçla o tur kişilerin bulunduğu sosyal klüp,
derneklere girip,faaliyetlerde bulunmak gibi).
Diğer kişilerin içinde
bulundukları durumlar konusunda aşağılayıcı,
eleştirici, ilgisiz ve hafife alır bir tavır
sergilerken, kendinin karsılaştıklarını
derinlemesine aktarmaya çalışarak cifte standart
uygulayabilirler. Herkesin başarısına haset edip,
onların hiç birsele layık olmadıkları, kendilerinin
de isterlerse kolayca onu yapabileceklerini
düşünürler.
Kendilerine yapılan en
ufak yapıcı eleştiri ya da düzeltme, ekleme ve öneri
bu kişileri ağır bir şekilde yaralayabilir. Bu
durumda küçük duşmuş, mahvolmuş, ortada bırakılmış
hissedebilirler. Bu durumda aniden hiddetlenip,
kırıcı olabilirler. Bunlardan ötürü sosyal
ilişkileri bozuk olup başarıları devamlı olamaz.
Başkaları ile yarışma gerektiren islerde yenilme
riski nedeniyle, bu işlere karşı isteksizlikleri iş
ve sosyal hayatta beklenen düzeyin altına
düşmelerine yol açabilir.
Histerionik Kişilik Bozukluğu
Erişkinliğin erken evrelerinde başlayan, aşırı
duygusallık ve sürekli kendisiyle ilgilenilmesi
cabası ile devam eden bir bozukluktur.
Çevrenin ilgi odağı olmadığı hallerde
rahatsızlık duyar.
Karsısındakilerle ilişkileri
çoğunlukla uygun olmayan bir şekilde cinsel yönden
tahrik edici ve bastan çıkarıcı davranışlar
seklindedir.
Duyguları yüzeysel ve çok hızlı
şekilde değişkendir.
Etrafın ve karsısındakinin ilgisini
kendisine çekmek için devamlı olarak fiziksel
görünümünü kullanır.
Etrafındakileri olağandışı bir şekilde
etkilemeyi amaçlayan ama içeriği kuvvetli olmayan,
ayrıntısız bir konuşma şekli.
Gösteriş yapmayı amaçlayan yapmacık,
sahte, kendisi gibi olmayan davranışlar ve
duygularını aşırı abartma halleri
Kolayca başkalarının konuşmalarından
ya da olaylardan etkilenir, telkine yatkındır.
İlişkilerin normalden çok daha fazla
yakın ve fazla içli-dişli olmasını ister.
Çevrelerinin ilgilerini üzerlerinde hissetmedikleri
durumlarda kıymetlerinin anlaşılmadığını düşünür ve
bunu ifade ederler. Çoğunlukla bir tiyatro eseri
sergiler gibi konuşma ve tavırlar içindedirler. Yeni
karsılaştıkları kişilerle kırk yıllık dost gibi "can
ciğer kuzu sarması" haline gelir, onlara kur yapar
konuma gelebilirler. Sürekli bir bohem, dolce vita
hayat, ağustos böceği hayati peşindedirler. İlgi
odağı olamadıklarında, çevredekilerin ilgisine
odaklanmak için, olmamış olaylar, sahte hatıralardan
bahsedip, gösteri amaçlı davranışlar sergilerler.
Üst baslarına, takı ve aksesuarlara gereğinden çok
zaman, emek ve para sarf ederler. Elbise dolapları
giymedikleri eşyalarla doludur. Diş görünümlerine
yönelik iltifat bekler, bu konuda aksi yönde sözlere
tahammül edemezler. Hislerini abartılı bir şekilde
toplum içinde sergilediklerinden yakınlarını
utandırabilirler (ağlama, öfke nöbetleri, aşırı
çocuksu sevinç ifadeleri). Bu duygulanım hali çok
uzun sürmediğinden çevrelerince yadırganır. Kişilere
fazla güvenir, söylenenlere inanır ve kabul eder,
başkaldırmazlar. Romantik hayallerle yasayan
kişilerdir.
Karşı cinsten arkadaşlarını duygu sömürüleri yaparak
ya da cinsel çekiciliklerini kullanarak elleri
altında tutmaya çalışırlar. Sürekli ilgi
beklentileri ve yaklaşım tarzları nedeniyle
çevreleri tarafından yanlış anlaşılıp, terk
edilebilirler.
Devamlı surette değişim, şatafat, canlılık
peşindedirler. Olağan isler ve durumlar ,onlar için
tahammül edilmez şeylerdir. Halk arasında "ayran
gönüllü" ya da "maymun iştahlı " denen kişiler gibi
büyük heyecanla başladıkları islere karsı
heyecanlarını kaybedip, yarim bırakabilirler.
Dostça, cana yakın ve hös görülmelerine rağmen
samimi olmayıp, kendini on plana çıkaran,
düşüncesiz, isteklerini yaptırmaya zorlayıcı tutum
içine girerler. Sürekli olarak sevilip,
sevilmediklerini sorup, terk edilmeyecekleri yolunda
sözler isterler. İstemedikleri bir duruma yanıt
olarak intihar tehdidi ya da girişimi ile cevap
verebilirler. Vücutsal hastalıklardan ve ağrılardan
şikayetçi olabilirler.
Grup C:
Çekingen Kişilik Bozukluğu
Erişkinliğin erken dönemlerinde başlayan yetersizlik
duyguları, sosyal açıdan kendini geri çekme ve
başkalarınca olumsuz değerlendirilmeye aşırı duyarlı
olma, fazla incinme ile seyreden bir kişilik
bozukludur.
Başkaları tarafından kabul görmeme,
küçümsenme, eleştirilme, dışlanma endişeleriyle
sosyal ilişki gerektiren islerden uzak durma
Sevilip, sayıldığına kesin inanmadıkça
başkalarıyla iletişim kurmak,görüşmek istemez
Hafife alınıp, dalga geçileceği
endişesi ile yakın ilişkilerde rahat davranamaz,bu
ilişkilerde tutukluk yasayıp, kendini ve sahip
olduklarını ortaya koyamaz
Başkalarının da bulunduğu iletişim
gereken ortamlarda düşünce içerikleri yoğun bir
şekilde eleştirilme, dışlanma düşünceleri ile
kaplanmıştır
Hissettikleri yetersizlik duyguları
nedeniyle, daha önce karsılaşmadıkları kişilerle
ayni ortamda bulunduklarında istedikleri gibi
hareket edememelerine, konuşma ve davranışlarında
kısıtlılık hissetmelerine yol acar.
Kişiler kendilerini sosyal acıdan
yeteneksiz, renksiz, etkisiz ,zayıf veya diğer
kişilere göre daha değersiz bireyler olarak
görürler.
Küçük düşüp, mahcup olacakları
seklindeki düşünce yapıları nedeniyle kendi
baslarına bireysel girişimlerde bulunamaz ve yeni
aktivitelere başlamak ya da başkalarına katılmak
istemezler.
Bu kişiler yeni sorumluluk ve dolay isiyle eleştiri
alma olasılığı, odak noktası olma,üstlerle daha çok
ilişki kurma ve inisiyatif kullanma durumları
nedeniyle islerinde daha üst konumlara yükselme
tekliflerini reddedebilirler. Başkaları hakkında
başlangıçta "beni eleştirir, beni aralarına
almazlar" diye düşündüklerinden yeni ilişkilere
girmekten kaçınırlar. Kendilerinden bahsetmekte, iç
dünyalarını açmaları konusunda yanlış anlaşılma ve
reddedilme endişeleri nedeniyle zorluk yasarlar.
Utangaç, ürkek, yalnız, kendini gizlemeye çalışan,
sesi soluğu çıkmayan, kendini frenleyen kişilerdir.
Olağan şeylerden bile bir çok tehlikenin
oluşabileceğini düşünüp, hayatlarını alıştıkları
ortam ve kişilerle geçirmeye çalışır, "kozaları
içinde yasamaya çalışırlar". Korkulu, endişeli ve
diken üzerinde gibi olan davranışları başkalarınca
alay konusu olabilir. Başkalarına kıyasla toplumdan
uzak yasamayı yeğlerler, bu nedenle tanıyanları
azdır ve iletişimleri de az olduğundan yeterli
destek bulamazlar. Buna rağmen sevgi, saygı,
yakınlık görmek ister, mükemmel ilişki hayalleri ile
yasarlar.
1.
Bağımlı Kişilik Bozukluğu
Başka kişilerden fikir, öneri, destek
almadığında ufak şeylerde bile karar vermekte
zorlanma
Hayatin pek çok farklı alanlarında
sorumluluk sahibi olmak ve bunları gerçekleştirmek
için başkalarının yardımına ihtiyaç duyarlar.
Diğerleriyle ayni doğrultuda düşünmese
bile onların tepkilerini çekerim ya da dostluklarını
yitiririm diye farklı görüşte olduğunu ifade edememe
Planlarını hayata geçirme ya da
kendine karsı güvensizliğinden bir isi kendi basına
gerçekleştirmekte güçlük hissetme.
Etrafındakilerin yanında olup, kendine
destek vermesi için, akla gelmeyecek ve uygunsuz
şeyleri bile yapmaya çalışmak.
Kendi basına bir şeyler yapamayacağı,
kendini idare edemeyeceği seklindeki yoğun
endişeleri nedeniyle, yalnız basına kaldığında
kendini çaresiz, huzursuz ya da rahatsız hisseder.
Kendini güvende ve rahat hissettiği,
yakın bir arkadaşlık, ahbaplık, dostluk ilişkisi
herhangi bir nedenle bittiğinde, hemen kendine bakim
ve destek sağlayacak başka birilerini aramaya
baslar.
Kafası kendi basına, yapayalnız ve
yardımsız bir durumda bırakılacağı seklinde yoğun
endişeler ile doludur.
En ufak kararları ve seçimlerini bile başkalarına
danışmadan alamazlar ( yiyip içecekleri şeyler,
giyecekleri giysiler gibi her konuda ) Pasif kalmaya
eğilimlidirler. Sorumluluk almak,, birsele başlamak,
herhangi bir aktivitede rol almak için başkalarının
destek ve yardımını isterler.
Kararları konusunda es, anne-baba ve dostlarının
küçük çocuğu gibi hareket edip, bağımlı hissederler,
kendi kararlarını onların vermelerini isterler.
Onların istek ve davranışlarına kendilerinden
uzaklaşabilecekleri endişeleriyle karsı gelemez,
tepki gösteremez, kızamazlar. Bağlantıyı korumak
için aşırı tavizler verirler. Bu uğurda sözel,
fiziksel, cinsel tacizlere boyun eğebilirler.
Çevrelerinde isleri kendilerinden iyi yapacak
başkalarının olduğu düşüncesi ile ise başlamayıp,
beklemeyi yeğlerler. Dışarıya kendilerini aciz,
beceriksiz, güçsüz, yetersiz olarak sunarlar. Başka
bir kişinin sorumluluğu ve etkisi altındayken ise
yeterli bir çalışma gösterebilirler. Yalnızca tek
kalmamak için önemli gördükleri kişilerin yanından
ayrılmazlar, onları izlerler.
Çoğunlukla kötümser bir bakış acısına sahiptirler.
Kendi özellikleri, varlıkları ya da becerilerini
değersiz görmeye meyillidirler. Kendilerine hakaret
anlamında aşağılayıcı yönde kendilerini yargılarlar.
En ufak bir olumsuzluğu, eleştiriyi temel alarak bu
düşüncelerini desteklemeye çalışırlar. Karar
aşamalarında huzursuz, tedirgin, sinirli
hissederler. Çevresel ilişkileri bağımlı oldukları
az sayıda kişi ile kısıtlıdır.
Beraberinde görülen bozukluklar arasında depresif
bozukluklar, uyum bozuklukları, yaygın anksiyete
bozukluğu, kişilik bozuklukları ( özellikle sınırda,
çekingen ve histrionik k.b.) gelmektedir.
Öz bildirim ölçeği verilerek yapılan bir araştırma
sonuçlarına göre % 15 oranında bu rahatsızlığa
rastlanmıştır. Kadınlarda erkeklere göre 3 kat daha
çok tanı konmaktadır. Ailenin en küçük çocuğunda
rastlanma olasılığının daha çok olduğu gözlenmiştir.
2.
Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu

Aşırı düzen, titizlik, kusursuz olma,
kuralcılık, inatçılık ve bütün bunlarda aşırı katı
tutum
Başkalarının bu kurallara tam uymasını
bekleme, uymayınca hoşgörüsüzlük
Aşırı kararsızlık, erteleme eğilimi,
olayların olumlu olumsuz yönlerini sürekli tartama
ve bu yüzden karar verememe
Kılı kırk yarma, ince eleyip sık
dokuma gibi halk deyimleri ile tanımlanan özellikler
İş sorumluluklarına aşırı düşkünlük ve
hırslı oluş
Aşırı sorumluluk duygusu, ahlaki ve
estetik değerlerde katılık, tutuculuk
Cimrilik, istifçilik eğilimi, eskimiş
eşyaları atamama
Konuşmalarında ve ilişkilerinde aşırı
kuralcılık, ayrıntıcılık, mantıkçılık,
duygusallıktan uzak lık
Kolayca evhamlı, kuruntulu olma
eğilimi
GRUP BELİRSİZLER:
Bu üç kategoriye dahil edilemeyen ama kişilik
bozukluğu olarak tanımlanan davranış bozuklukları
ayrı bir kategoride tutulur.
1.
Pasif-agresif kişilik bozukluğu:Pasif-agresif
kişilik bozukluğu bu gruba girer ve genelde negatif
yaklaşım, ilişkilerde pasif direnç olarak kendini
gösterir.Bu kişiler rutin, sosyal ve mesleki
işlerini yürütürken pasif bir direnç gösterir ve
işleri bilerek ağırdan alırlar. Çünkü onlara göre,
başkaları önlerini kapamasaydı daha başarılı
olurlardı. Her zaman takdir edilmemekten ve yanlış
anlaşılmaktan yakınırlar. Kişisel şanssızlıklarını
abartılı biçimde dile getirirler. Mutsuz, huysuz,
gücenmiş ve tartışmacıdırlar. Otoriteyi küçük görür
ve otoritenin kendisine yaptığı eleştirileri
mantıksız bulur.
2.
Sadomazoistik Kişilik Bozukluğu: Bu
kişilerde sadizm ( başkalarına acı vermekten zevk
alma ) ve mazoizm ( kendisine acı vermekten zevk
alma ) aynı anda görülür. Kendilerine, başkalarına
ve başka canlılara zarar vermekten, işkence
yapmaktan, inanılmaz zevk alır ve cinsel doyuma
ulaşırlar. Karmaşık,i kompleks, son derece zor
tedavi edilebilen vicdan duygusunun yok olduğu,
insanlığın, doğruluğun ve insan haklarının muhakeme
edilmediği bir kişilik bozukluğudur. Başkalarıyla
alay etmekten ve küçük düşürmekten zevk aldıkları
gibi kendileriyle de ser, kaba, küçük düşürürcesine
konuşulması hoşlarına gider.
TEDAVİ
Bu davranışlar aşırıya kaçtığında, zaman içinde
sürekli tekrarlandığında ve sağlıklı bir yaşam
sürdürülmesine engel oluşturmaya başlandığında bir
doktora başvurmak gerekli olabilir.
Kişilik bozukluğu olanlar genellikle tedavi için
başvurmazlar. Antisosyal kişilik özellikleri
gösterenler çoğu kez suç işlemiş olma nedeni ile ruh
hekimine bir değerlendirme, nadir olarak da tedavi
için gönderilirler. Yakınmaları kendilerine değil,
çevreye yönelik olduğundan tedaviye başvurmak için
nedenleri yoktur.
Ancak başı sıklıkla derde giren, başarısız ve
mutsuz olan ya da başka bir bozukluk belirtisi de
bulunan ( alkole düşkünlük, nörotik
belirtiler,cinsel sorunlar, aile geçimsizliği gibi
) kişiler hekime başvurabilirler. Gerçekten
kişiliğindeki temel bozukluğun bilincine varıp
değişmek amacı ile başvuranlar nadirdir.
Çeşitli Kişilik Bozukluklarını tedavi etmek için
farklı metotlar kullanılmaktadır; örneğin bireysel
psikoterapi, grup terapisi ya da aile terapisi gibi.
Psikoterapi genelde bu kişilerin hastalıklarına yol
açan yada etki eden bilinçaltında ki çatışmaları
ortaya çıkarmaya çalışır. İkinci olarak
davranışlarının başkaları üzerinde ki etkilerini
görmeleri sağlanır. Davranışçı terapide doktor daha
çok semptomları yok etmeye çalışır, örneğin ilişki
kurmakta zorluk yaşamak, ya da bireysel sorumluluğu
üstlenmemek gibi. Bu durumlarda doktor hastalığın
nereden kaynaklandığına ya da bilinçaltında yatan
nedenlere inmez, kişinin hızlı ve çabuk bir şekilde
istediği gelişimi sağlamasına yoğunlaşır. Bazı
semptomların giderilmesinde doktor ilaç tedavisi
önerebilir.
KAYNAKLAR:
1-Öztürk,
O.Ruh Sağlığı ve Bozuklukları
2-
www.hurriyet.com-
Füsün Saka
3-
www.psikiyatrist.net/kisilik
4-
www.terapistim.com
5-
www.kigem.com
|